Gıda üretiminde açık kazan ve tanklar: Düşme riski 'yüksekte çalışma' sayılmadığı için mi gözden kaçıyor?
Mersin'de bir işletmede bulgur kazanına düşen 21 yaşındaki bir işçinin hayatını kaybettiği haberlere yansıdı. Olayın ayrıntıları ve sorumluluk soruşturması ilgili makamların işi. Ancak haber, gıda ve tarıma dayalı üretimde sık karşılaşılan bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Açık kazanlar, karıştırma tankları ve haznelerin kenarında çalışmak risk değerlendirmesinde ne kadar ciddiye alınıyor?
Birinci görüşe göre bu risk, adı konmadığı için gözden kaçıyor. Kazan kenarı çoğu zaman birkaç basamak yukarıda. Bu yüzden 'yüksekte çalışma' başlığına girmiyor. Sıcak ürün, buhar, kaygan zemin ve karıştırıcı bir arada olduğunda düşme, yanma ve sıkışma aynı noktada birleşiyor. Korkuluk, kapak ya da ızgara ise 'operasyonu yavaşlatıyor' diye ya hiç takılmıyor ya da sonradan sökülüyor.
Karşı görüş ise sorunun tasarımdan çok iş organizasyonunda olduğunu söylüyor. Kapaklı ve korkuluklu sistemler pek çok işletmede var. Ama ürün kontrolü, numune alma ya da tıkanıklık açma gibi işler kenara eğilmeyi gerektiriyor ve bu anlar prosedüre hiç yazılmıyor. Bu görüşe göre mesele ekipmanda değil, 'rutin dışı' sayılan ama her gün yapılan işlerde.
Bir de sektör algısı var. Gıda üretimi, inşaat ya da maden kadar tehlikeli görülmüyor. Uzman ziyaret süresinin büyük kısmını hijyen, yangın ve elektrik başlıklarına ayırırken kazan başındaki çalışma biçimi hiç gözlenmeyebiliyor.
Sahada gıda, yem, kimya ya da benzeri proses tesislerine giden uzmanlar: Açık kazan ve tank kenarı çalışmasını risk değerlendirmesinde ayrı bir başlık olarak ele alıyor musunuz? İşletmeyi korkuluk, kapak ya da ızgara yaptırmaya ikna edebildiniz mi, yoksa 'üretim durur' itirazına mı takıldınız?
Birinci görüşe göre bu risk, adı konmadığı için gözden kaçıyor. Kazan kenarı çoğu zaman birkaç basamak yukarıda. Bu yüzden 'yüksekte çalışma' başlığına girmiyor. Sıcak ürün, buhar, kaygan zemin ve karıştırıcı bir arada olduğunda düşme, yanma ve sıkışma aynı noktada birleşiyor. Korkuluk, kapak ya da ızgara ise 'operasyonu yavaşlatıyor' diye ya hiç takılmıyor ya da sonradan sökülüyor.
Karşı görüş ise sorunun tasarımdan çok iş organizasyonunda olduğunu söylüyor. Kapaklı ve korkuluklu sistemler pek çok işletmede var. Ama ürün kontrolü, numune alma ya da tıkanıklık açma gibi işler kenara eğilmeyi gerektiriyor ve bu anlar prosedüre hiç yazılmıyor. Bu görüşe göre mesele ekipmanda değil, 'rutin dışı' sayılan ama her gün yapılan işlerde.
Bir de sektör algısı var. Gıda üretimi, inşaat ya da maden kadar tehlikeli görülmüyor. Uzman ziyaret süresinin büyük kısmını hijyen, yangın ve elektrik başlıklarına ayırırken kazan başındaki çalışma biçimi hiç gözlenmeyebiliyor.
Sahada gıda, yem, kimya ya da benzeri proses tesislerine giden uzmanlar: Açık kazan ve tank kenarı çalışmasını risk değerlendirmesinde ayrı bir başlık olarak ele alıyor musunuz? İşletmeyi korkuluk, kapak ya da ızgara yaptırmaya ikna edebildiniz mi, yoksa 'üretim durur' itirazına mı takıldınız?
💬 0 yorum

