Kilimli'deki maden patlamasının ardından: Gaz ölçümü sahada mı yaşıyor, yoksa kayıtta mı kalıyor?
Zonguldak Kilimli'de bir maden ocağında meydana gelen patlamada 3 işçinin hayatını kaybettiği, soruşturma kapsamında 3 kişinin gözaltına alındığı haberlere yansıdı. Patlamanın kesin nedeni ve sorumluluklar soruşturmayla netleşecek. Bu yüzden bu başlıkta olayın kendisini değil, olayın yeniden gündeme getirdiği genel bir soruyu konuşmak istiyoruz.
Yeraltı çalışmalarında gaz ölçümü, havalandırma ve ateşleme disiplini İSG'nin temelidir. Ölçüm cihazları, sensörler, ölçüm defterleri ve vardiya öncesi kontroller kâğıt üzerinde çoğu işletmede tanımlıdır. Asıl mesele bu kontrollerin gerçekten her vardiyada, üretim baskısı altında da aynı titizlikle yapılıp yapılmadığıdır.
Bir görüşe göre sorun ekipman ya da mevzuat eksikliği değil, uygulama kültürüdür. Alarm veren cihazın "yine yanlış ölçüyor" denilerek göz ardı edilmesi, ölçümün dakikalar içinde geçiştirilmesi ve üretimi durdurma kararının kimsenin üstlenmek istemediği bir yük olması bu görüşte öne çıkar.
Karşı görüş ise küçük ölçekli ocaklarda yapısal bir sorun olduğunu savunur. Sınırlı kadro, sık değişen işçiler, sahaya seyrek inebilen profesyoneller ve sözleşme zincirlerinde dağılan sorumluluk, en iyi niyetli uzmanı bile kayıt tutan bir kişiye dönüştürebilir.
Madencilik ya da kapalı alan deneyimi olanlara soralım: Gaz ölçümünün gerçekten işi durduran bir kontrol olmasını sağlayan şey nedir: bağımsız ölçüm sorumlusu mu, otomatik kesme sistemleri mi, yoksa işçinin "durduruyorum" diyebilmesi mi? Sahada bu zincirin en sık koptuğu halka sizce hangisi?
Yeraltı çalışmalarında gaz ölçümü, havalandırma ve ateşleme disiplini İSG'nin temelidir. Ölçüm cihazları, sensörler, ölçüm defterleri ve vardiya öncesi kontroller kâğıt üzerinde çoğu işletmede tanımlıdır. Asıl mesele bu kontrollerin gerçekten her vardiyada, üretim baskısı altında da aynı titizlikle yapılıp yapılmadığıdır.
Bir görüşe göre sorun ekipman ya da mevzuat eksikliği değil, uygulama kültürüdür. Alarm veren cihazın "yine yanlış ölçüyor" denilerek göz ardı edilmesi, ölçümün dakikalar içinde geçiştirilmesi ve üretimi durdurma kararının kimsenin üstlenmek istemediği bir yük olması bu görüşte öne çıkar.
Karşı görüş ise küçük ölçekli ocaklarda yapısal bir sorun olduğunu savunur. Sınırlı kadro, sık değişen işçiler, sahaya seyrek inebilen profesyoneller ve sözleşme zincirlerinde dağılan sorumluluk, en iyi niyetli uzmanı bile kayıt tutan bir kişiye dönüştürebilir.
Madencilik ya da kapalı alan deneyimi olanlara soralım: Gaz ölçümünün gerçekten işi durduran bir kontrol olmasını sağlayan şey nedir: bağımsız ölçüm sorumlusu mu, otomatik kesme sistemleri mi, yoksa işçinin "durduruyorum" diyebilmesi mi? Sahada bu zincirin en sık koptuğu halka sizce hangisi?
💬 0 yorum

