Bakımda makine 'kapalı' ama kilitli değil: Kilitleme-etiketleme sahada uygulanıyor mu?
Son haftalarda basına yansıyan bazı iş kazası haberlerinde benzer bir tablo öne çıkıyor: silindire, merdaneye ya da hareketli bir aksama sıkışan eller. Her olayın kendine özgü koşulları var ve resmi incelemeler sürüyor. Yine de sahada çalışan herkesin bildiği bir soru tekrar gündeme geliyor: Arıza giderme, temizlik ya da ayar sırasında makinenin enerjisi gerçekten kesilip kilitleniyor mu?
Kağıt üzerinde çoğu işletmede kilitleme-etiketleme prosedürü var. Talimat asılı, eğitim verilmiş, imzalar alınmış. Ancak sahada sık duyulan cümleler başka: 'İki dakikalık iş, durdurdum yeter', 'Kilidin anahtarı vardiya amirinde, bekleyemeyiz', 'Hat durursa üretim hedefi tutmaz.' Kısa müdahaleler en çok atlanan işler oluyor.
Bir taraf, sorunun disiplin ve denetim eksikliği olduğunu söylüyor: Kişisel kilit ve etiket verilmeli, prosedüre uymayan hakkında işlem yapılmalı, uzman bunu tespit ve öneri defterine net yazmalı. Diğer taraf ise sorunun tasarımda olduğunu savunuyor: Enerji kesme noktası makineden uzaksa, her kilitleme yarım saat sürüyorsa, üretim baskısı varken kural kendiliğinden delinir. Çözüm, makine başında erişilebilir izolasyon noktaları, kilit istasyonları ve üretim planına bakım süresinin baştan eklenmesi.
Arada bir de 'kim kilitler, kim açar' meselesi var. Bakımcı mı, operatör mü, vardiya amiri mi? Birden fazla kişi aynı makinede çalışıyorsa grup kilitleme gerçekten yapılıyor mu?
Size soralım: Çalıştığınız işyerlerinde kilitleme-etiketleme günlük rutinin parçası mı, yoksa denetim günü hatırlanan bir prosedür mü? Kuralın delinmesini en çok ne engelledi: yaptırım mı, yoksa işi kolaylaştıran bir düzenleme mi?
Kağıt üzerinde çoğu işletmede kilitleme-etiketleme prosedürü var. Talimat asılı, eğitim verilmiş, imzalar alınmış. Ancak sahada sık duyulan cümleler başka: 'İki dakikalık iş, durdurdum yeter', 'Kilidin anahtarı vardiya amirinde, bekleyemeyiz', 'Hat durursa üretim hedefi tutmaz.' Kısa müdahaleler en çok atlanan işler oluyor.
Bir taraf, sorunun disiplin ve denetim eksikliği olduğunu söylüyor: Kişisel kilit ve etiket verilmeli, prosedüre uymayan hakkında işlem yapılmalı, uzman bunu tespit ve öneri defterine net yazmalı. Diğer taraf ise sorunun tasarımda olduğunu savunuyor: Enerji kesme noktası makineden uzaksa, her kilitleme yarım saat sürüyorsa, üretim baskısı varken kural kendiliğinden delinir. Çözüm, makine başında erişilebilir izolasyon noktaları, kilit istasyonları ve üretim planına bakım süresinin baştan eklenmesi.
Arada bir de 'kim kilitler, kim açar' meselesi var. Bakımcı mı, operatör mü, vardiya amiri mi? Birden fazla kişi aynı makinede çalışıyorsa grup kilitleme gerçekten yapılıyor mu?
Size soralım: Çalıştığınız işyerlerinde kilitleme-etiketleme günlük rutinin parçası mı, yoksa denetim günü hatırlanan bir prosedür mü? Kuralın delinmesini en çok ne engelledi: yaptırım mı, yoksa işi kolaylaştıran bir düzenleme mi?
💬 0 yorum

