Çalışmaktan kaçınma hakkı kağıtta mı kaldı? İşini kaybetme korkusu olan işçi 'durmuyorum' diyebilir mi?
Basına yansıyan bir haberde, yağmur altında çalışmaya devam eden işçilerden 19 yaşındaki bir gencin elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiği aktarıldı. Haberde işçilerin işten çıkarılma korkusuyla çalışmayı bırakmadıkları ifade ediliyor. Olayın ayrıntıları ve sorumluluk yargı sürecinin konusu. Ancak haber, sahada çok tanıdık bir soruyu yeniden önümüze koyuyor.
6331 sayılı Kanun, ciddi ve yakın tehlike karşısında çalışana çalışmaktan kaçınma hakkı tanıyor. Eğitimlerde bu hak anlatılıyor, föylere imza atılıyor. Peki asgari ücretle çalışan, kolay işten çıkarılabileceğini düşünen, belki ilk işindeki genç bir işçi bu hakkı gerçekten kullanabiliyor mu?
Bir görüşe göre hak açık ve yasal güvencesi var. Sorun, işçinin bunu bilmemesi ya da uzmanın sahada bu hakkı yeterince savunmaması. Uzman ve işveren 'dur' dediğinde arkasında durursa işçi de cesaret eder. Karşı görüşe göre ise ekonomik baskı varken hiçbir eğitim ya da yasa maddesi işçiye 'hayır' dedirtmiyor. Gerçek çözüm, tehlikeli koşulda işi durdurma kararını işçinin omzundan alıp vardiya amirine ve uzmana yüklemek.
Orta yolda bir soru da var: Hava koşulu, enerji altında çalışma gibi durumlarda 'işi durdurma kriteri' önceden yazılı olarak belirlenirse, işçi tek başına karar vermek zorunda kalmaz mı?
Sahada çalışmaktan kaçınma hakkının gerçekten kullanıldığını gördünüz mü? Kullanan işçiye sonrasında ne oldu? Sizce bu hakkı işletilebilir kılmak için uzmanın elinde hangi araçlar var, hangileri eksik?
6331 sayılı Kanun, ciddi ve yakın tehlike karşısında çalışana çalışmaktan kaçınma hakkı tanıyor. Eğitimlerde bu hak anlatılıyor, föylere imza atılıyor. Peki asgari ücretle çalışan, kolay işten çıkarılabileceğini düşünen, belki ilk işindeki genç bir işçi bu hakkı gerçekten kullanabiliyor mu?
Bir görüşe göre hak açık ve yasal güvencesi var. Sorun, işçinin bunu bilmemesi ya da uzmanın sahada bu hakkı yeterince savunmaması. Uzman ve işveren 'dur' dediğinde arkasında durursa işçi de cesaret eder. Karşı görüşe göre ise ekonomik baskı varken hiçbir eğitim ya da yasa maddesi işçiye 'hayır' dedirtmiyor. Gerçek çözüm, tehlikeli koşulda işi durdurma kararını işçinin omzundan alıp vardiya amirine ve uzmana yüklemek.
Orta yolda bir soru da var: Hava koşulu, enerji altında çalışma gibi durumlarda 'işi durdurma kriteri' önceden yazılı olarak belirlenirse, işçi tek başına karar vermek zorunda kalmaz mı?
Sahada çalışmaktan kaçınma hakkının gerçekten kullanıldığını gördünüz mü? Kullanan işçiye sonrasında ne oldu? Sizce bu hakkı işletilebilir kılmak için uzmanın elinde hangi araçlar var, hangileri eksik?
💬 0 yorum

