Tespit ve öneri defterine yazmak yeterli mi, yoksa uzmanın asıl sorumluluğu orada mı başlıyor?
Basına yansıyan bir habere göre Samsun'da 3 işçinin hayatını kaybettiği bir fabrikada, risklere ilişkin uyarıların aylar önce deftere yazıldığı ortaya çıktı. Dava sürecinde 3 yönetici hakkında hapis cezası talep edildi. Yargılama devam ettiği için olayın kendisini değil, sahada hepimizin yaşadığı ortak bir durumu konuşmak istiyoruz: Tespit ve öneri defterine yazılan uyarı ne işe yarıyor?
Bir kesime göre defter, uzmanın ve hekimin elindeki en güçlü araç. Tespiti tarihli ve imzalı olarak yazmak, işverene bilgi vermek ve kayıt bırakmak profesyonelin görevi. Uygulama yetkisi ve bütçe işverende olduğuna göre, yazdıktan sonra sorumluluğun büyük kısmı da ona geçiyor. Bu bakışa göre uzmandan defterin ötesinde bir şey beklemek, ona sahip olmadığı bir yetkiyi yüklemek demek.
Karşı görüş ise şunu söylüyor: Defter çoğu zaman uzmanın kendini korumak için kullandığı bir sigortaya dönüşmüş durumda. Aynı eksiklik ay ay yazılıyor, imzalanıyor, ama hiçbir şey değişmiyor. Hayati tehlike varken sadece yazıp bir sonraki ziyareti beklemek etik açıdan yeterli mi? İşi durdurma talebi, yazılı ihtar, gerekirse bildirim gibi adımlar neden bu kadar az kullanılıyor? Bu cephe, sözleşmeyi kaybetme korkusunun defteri bir formaliteye çevirdiğini savunuyor.
İşin bir de pratik yanı var: OSGB üzerinden hizmet veren bir uzmanın, müşteri kaybetmeyi göze alarak işverenle ne kadar sert konuşabildiği de ayrı bir tartışma konusu.
Size sormak istiyoruz: Aynı tespiti defalarca yazıp hiçbir aksiyon alınmadığını gördüğünüzde ne yapıyorsunuz, defterin ötesine geçtiğiniz oldu mu? Sizce yazılı uyarı uzmanı gerçekten koruyor mu, yoksa sadece vicdanı mı rahatlatıyor?
Bir kesime göre defter, uzmanın ve hekimin elindeki en güçlü araç. Tespiti tarihli ve imzalı olarak yazmak, işverene bilgi vermek ve kayıt bırakmak profesyonelin görevi. Uygulama yetkisi ve bütçe işverende olduğuna göre, yazdıktan sonra sorumluluğun büyük kısmı da ona geçiyor. Bu bakışa göre uzmandan defterin ötesinde bir şey beklemek, ona sahip olmadığı bir yetkiyi yüklemek demek.
Karşı görüş ise şunu söylüyor: Defter çoğu zaman uzmanın kendini korumak için kullandığı bir sigortaya dönüşmüş durumda. Aynı eksiklik ay ay yazılıyor, imzalanıyor, ama hiçbir şey değişmiyor. Hayati tehlike varken sadece yazıp bir sonraki ziyareti beklemek etik açıdan yeterli mi? İşi durdurma talebi, yazılı ihtar, gerekirse bildirim gibi adımlar neden bu kadar az kullanılıyor? Bu cephe, sözleşmeyi kaybetme korkusunun defteri bir formaliteye çevirdiğini savunuyor.
İşin bir de pratik yanı var: OSGB üzerinden hizmet veren bir uzmanın, müşteri kaybetmeyi göze alarak işverenle ne kadar sert konuşabildiği de ayrı bir tartışma konusu.
Size sormak istiyoruz: Aynı tespiti defalarca yazıp hiçbir aksiyon alınmadığını gördüğünüzde ne yapıyorsunuz, defterin ötesine geçtiğiniz oldu mu? Sizce yazılı uyarı uzmanı gerçekten koruyor mu, yoksa sadece vicdanı mı rahatlatıyor?
💬 0 yorum

